Sevgili,
“Sen herkese iyisin, herkesi seversin, beni nasıl seviyorsun, ben bu farkı anlayamıyorum.” diyorsun. “Sana inanmıyorum, sana güvenmiyorum.” diyorsun. “Beni kendi yoluna çekme, beni büyüleme; bırak yoluma gideyim, sonra beni üzersin, terk edip gidersin, senden korkuyorum.” diyorsun.
Bir kişi bir kişiye bundan daha kötü ne söyleyebilir ki?
Neresinden tutsam elimde kalıyor.
Bu korkular, bu güvensizlik daha çok seninle ilgili. Elbette vardır bir katkım, bunun için üzgünüm.
Ben en iyisi burada durayım. Sana en iyi gelecek olanı yine sen bilirsin. Sezgin, için sana fısıldar. Yeterince sessiz olayım ki içinin sesini duyabilesin.
Sevgi böyle bir şey işte. Değeri bilinsin, parıl parıl parlasın, vitrinimde dursun diye değil; sevdiğimden emeğimi verebiliyorum. Emeğime acımıyorum. Verdiğim emek fazla gelmiyor, yük gelmiyor. Neye, kime, yar olduğundan, olacağından bağımsız; sen olsan da olmasan da; yanımda, karşımda, seni sevebiliyorum. Kırgınlığım uzun sürmüyor. Hızlıca iyileşip izi kalmayan bir yara gibi şimdi. Ama defalarca aynı yerden kanarsa sonu fena…
Bu sevgi burada böyle dursun. Benim içimi ısıtsın. Sana faydası olur mu bilmem. En azından sana bir zararı olmaz. Sevginin ziyanı olmaz.
Sevgidir; ısıtır, ışıtır, sarar, sarmalar, iyileştirir.
Olduğu kadar olsun.
Şifa olsun.
“Ayrılırsak nasıl olur? Bundan da korkuyorum.” diyordun. Böyle olur. Olabilir.