Sevgiliye Mektup #3

Birini henüz özlemeden özlemek üzerine düşünsek, fikir yürütsek neleri özlerdik diye bu aklıma gelmezdi: Yazışmalarımızdaki emojileri, çıkartmaları özlemek. Mesaj geçmişimizi de sildiğimden dönüp oraya da bakamıyorum. Ben de, kendi kendime bu emoji çıkartmalarını gönderdim. Karşılıklı gönderdiğimiz zamanki gibi hissettirmedi elbette. Sonra düşündüm daha neleri özlüyorum diye. Bir şeyi ilk seninle paylaşmak, sana anlatmak mesela. Güldüğüm…

Sevgiliye Mektup

Sevgili, “Sen herkese iyisin, herkesi seversin, beni nasıl seviyorsun, ben bu farkı anlayamıyorum.” diyorsun. “Sana inanmıyorum, sana güvenmiyorum.” diyorsun. “Beni kendi yoluna çekme, beni büyüleme; bırak yoluma gideyim, sonra beni üzersin, terk edip gidersin, senden korkuyorum.” diyorsun. Bir kişi bir kişiye bundan daha kötü ne söyleyebilir ki? Neresinden tutsam elimde kalıyor. Bu korkular, bu güvensizlik…

Sana Gül Bahçesi Vadediyorum

Sevgili, dost, can; sana gül bahçesi vadediyorum!
Buyur gel, salın, kokla, dokun, hisset. Bu bahçenin gülü müsün?

Sevginin Deklarasyonu

Bir insan neyden müteşekkildir?
Duygular, düşünceler, korkular, umutlar, hayaller, beklentiler, özlemler, hayal kırıklıkları, anılar, alışkanlıklar, tutumlar, bakış açıları, değer yargıları, yetenekler, eksiklikler diyebilir miyiz.
Peki nasıl severiz, ne olursa sevgi var olur? Sevgi nasıl korunur? Ne olursa sevgi çoğaldıkça çoğalır?
Sevginin doğal habitatı için işte sevginin deklarasyonu, sevenin gönüllülüğü!