Kadın-Erkek İlişkileri: Değerlerden Süzülen Bir Şiddet Öyküsü

Erkek birlikte olacağı kadının el değmemiş, saf olmasını ister. İlk göz ağrısı olmak ister kadının. Bu öğretildi bizlere: Kadının tecrübesiz, bakire olanı; erkeğinse tecrübeli olanı makbuldür. Bu yüzden erkekler birileri ile tecrübe peşinde koşarken kadın erkeğini bekler.

İlişkilerinde de kurallar vardır: Bir aşkın içinde yalnızca masum dokunuşlara izin verilebilir. Kadınlar genç kadınlara şöyle tembihler: ” İleriye gitme. Bu her şeyden önce kendine olan saygındır. Sana önceki ilişkilerinle ilgili bir şey sorarsa ve sen de ola ki bir şey yaşamış olursan asla gerçeği söyleme.” Bunun aksi kadını hafifletir. Kimse hafif bir kadınla birlikte olmak istemez. Eğer bir kadın size karşı hafif davranıyorsa kim bilir başkaları ile de neler yaşamıştır? Sahi yaşamış mıdır? Bu soru aklınıza bir kez düşmeye görsün. Geceleri gözünüze uyku girmez artık. Başta belli etmek istemezsiniz huzursuzluğunuzu. Sonra kaygılarınız artar. Ya yaşadıysa dersiniz? Soramazsınız da. Belki de sorabilirsiniz. Gerçeği söyleyecek değil ya, dersiniz. Karnınız ağrır, renginiz solar. Ona dokunmak gelmek içinizden. Neden soğuk olduğunuzu sorar kadın. Artık eskisi gibi değildir ilişkiniz. Belki de soru işaretleri barındırmayan başka birine meyletmenizin vakti gelmiştir.

Bu bir ders olur erkeklere. Bir emanet gibi davranmalıydı kadına. Eğer onunla evlenmeyecekse ona dokunmaya ne haddi vardı. Başka bir erkeğin hakkından çalmak olurdu bu. Siz çalmayın ki başkası da sizden çalmasın. Bunun korkusundan erkek kadına dokun(a)maz: Ya onun müstakbel eşine de birisi dokunursa? Bu yüzden sözsüz bir kardeşlik anlaşması yaptılar, senin eşine yapılmasını istemediğin şeyi sen de bir başkasınınkine yapma. Bir şeyler yaşamak istiyorsan bunun için daha hafif olanları tercih etmelisin. Ne de olsa gezilecek kadınlar başka, evlenilecek olanlar başka. Böylelikle kadınlar ikiye ayrılacaktır: Müsait, hafif kadınlar ve hanım hanımcık, aile kadınları. Hafif olanlardan bahsedilirken başka sıfatlar da eklenecektir. Kullanılmış, kirletilmiş bir kadını kim ne yapsındi ki? Adeta ayıplı bir maldı.

Tanıdık geldi mi bu tabirler? Bu hikayeler? Olası uzantılar…

Bu kurallar, gelenekler, değerler yalnızca kadını mahkum etmez. Keskin bıçağı tutan eli de, canı da acıtır.

Gerçekten sevdiği, istediği, birlikte yaş almak istediği kadının kendinden önce bir başkası ile tecrübesinin olduğunu öğrenirse erkek, sevdiği kadından vazgeçmesi için yeterli bir sebep olacaktır bu. Bu yüzden belki de hayatı boyunca en çok seveceği kimseden vazgeçmek zorunda hissedecektir kendini. Karın ağrısı, huzursuzluğu başka türlüsünü mümkün kılmayacaktır. Kendi koyduğu kurallarda kendisi boğulacak, sevdiğini de dibe çekecektir batarken.

Bir başka mutsuzluk hikayesinde ise anlaşamadığını anladığı anda bile ayrılamayacak erkek kadından. Kadının da kendisinden ayrılmasına izin vermeyecek. Neden? Şimdi kadın gidip bir başkası ile birlikte olacak. Onun dokunduğu bir şeye başkası dokunacak. Buna nasıl izin verebilir? Sırf bu yüzden ayrılmak istediği kadından ayrılamaz erkek. Kendini de kadını da mutsuzluğa mahkum eder.

Bu değerler sebebi ile kendi vücudunuza bile dokunamaz olursunuz. Kendi vücudunuz dahi sizin değil bir başkasının, gelecekteki eşinizin emaneti olur size. Sevdiklerinizden vazgeçersiniz kendinize seçtiğiniz değerler sebebiyle. Aşık olamaz, karşınızdakine güvenemezsiniz. Kendinizi korumak, kendinizi saklamak öğretilir size. Alıcıyı bekler gibi beklemek. En güzel duygularınızla sevdiğinize dokunmamak ama bu ihtiyacınızı sevmediğiniz bedenlerde gidermeniz öğütlenir.

Bu bakış açısı ve değerler ile büyütüldüğünüzde, etrafınızda normlar bunlar olduğunda ilişkilerinizin güvenli, sağlıklı, üretken, saygın olmasını nasıl bekleyebilirsiniz?

İşte bu kültür doğuruyor şiddeti. Çünkü sevgiyi, sevmeyi, insanın değerini, özgünlüğünü anlatmıyor. Kararlarına saygı duymuyor, en mahreminin yanı başında bitiyor. Ne yapman gerektiğini söylüyor, ve ne yapmaman. En güzel duygularına korku ve güvensizlik aşılıyor. Travmatik, dramatik ilişkiler ağında buluyorsun kendini. Hayatın bir tatminsizlikler, pişmanlıklar yumağı. Sen, sen değilsin. Toplum tarafından yönetilen bir makinesin adeta. Düşünmemişsin üstüne hiç, sorgulamamışsın değerlerini. Öyle ezber etmişsin, yaşıyorsun. Sen şiddetsin, ta kendisisin. En başta sensin kurban. Kendine şiddet, sevdiğine, herkese.

Bu kültür sen olarak kalmana izin vermiyor. Ya onlardansın ya da değilsin, rengini göstermene izin vermiyor, toplumun rengine boyanmanı istiyor. Başka türlüsü ayıp, başka türlüsü günah. Başkalığa izin vermiyor. Seni bir birey olarak kabul etmiyor. Bağımsız değilsin. Toplumunsun. Hele kadınsan aileninsin, babanınsın, kocanınsın.

Bu değerler öldürüyor kadınları. Kadını bir insan, bağımsız bir birey olarak görmeyen zihniyet öldürüyor. Yaşamını bir kurşunla, bıçak darbesiyle sonlandırmasa da yaşamdan söküp alarak, yeşermesine izin vermeyerek öldürüyor. Kadını bir mal gibi, kendine emanet gören anlayış öldürüyor kadını. Çünkü emanet olan şey özgür değildir. Onu koruyarak onun üstünden kendi onurunu inşaa eden zihniyet emanetini kontrol edemediğini düşündüğü zaman kendi onurunun tehdit edildiğini hisseder. Bu noktada onurunu korumak için emanete emanetliğini hatırlatır.

Bu yüzden kadına şiddeti, kadın cinayetlerini kınamaktan daha fazlasını yapmalıyız. Bu suyun kaynağına gitmeliyiz. Bu anlayışın beslendiği kaynağı sorgulamalıyız. Eleştirmeliyiz. Bu anlayışı nasıl değiştirebileceğimizi konuşmalıyız.

Bu konularda konuşmaya başlayalım mı, ne dersiniz?

8 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. serafettin kısacık dedi ki:

    En ironik kısımlarından biri de sanırım erkeğe emanet mantığını yine erkekten koruma durumu “ihtiyacı” bir çok ironi eklenebilir, mesela kadın hakları konusunda kadınları dinlemek yerine erkeklerin karar verici olması tartışma programlarında “4 erkeğin” Bu konuyu tartışması ve kendince karar verici olması, eril erk düşünce temelde yok edilmeden işin muhattaplarinin acıları empati edilmeden yapılacak her eylem yanlıştır bunu savunmak yanlıştır destek vermek farklıdır gereklidir ama karar vermek muhattabin işidir ihtiyacidir.

    Liked by 2 people

  2. Anonim dedi ki:

    Merhaba ben şanslıydım çok şükür bıçaklanmadım ama psikolojik şiddete maruz kaldım. Erkek evlat yetiştiren anne babalar çocuğunuza erkek olmaktan önce insan olmayı öğretin sorumluluk almasını öğretin ki kadınların sırtından geçinmesinler. Kadınların da bir kalp taşıdığını öğretin Kız yetiştiren anne ve babalar kızlarınızın okuması ve meslek sahibi olması için bütün imkanlarınızı kullanın. Kızlarınızın cesaretli, söz sahibi bir birey olmasına fırsat verin ve onları gerçekten sevinki gerçek sevginin ne olduğunu bilsinler. Sevgiyi yanlış insanlarda aramasınlar. Tanımasak da her bir bireyin yaşadığı olumsuz psikoloji bir başka bireye ve topluma sirayet eder. Hepimiz elimizden geldiği kadarıyla birbirimizi bilgilendirin cesaretlendirelim

    Liked by 2 people

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      “Onları gerçekten sevin ki gerçek sevginin ne olduğunu bilsinler…” demişsiniz ya, ne güzel bir yere parmak basmışsınız. Travmatik ilşkileri neden devam ettirdiğimiz, bu ilişkilerin içinde neden kaldığımız araştırılmış bulunan yanıt şu olmuş: Ailelerimizden, çevremizden gördüğümüz, tecrübe ettiğimiz ilişki travmatikse eğer yine tanıdık gelmesi bakımından biz de travmatik ilişkiler kuruyormuşuz. Bu nedenle sevgiyi, nasıl sevileceğini, seven insanın nasıl davranacağını aileden öğrenirsek sonrasında bize başka türlü davranıldığı zaman bu davranışı kabul etmeme, oradan zamanında ayrılma imkanımız olabilir. Diğer türlü kötü bir ilişkinin içinde şiddetin şiddet doğurmasına tanık olmaktan fazla şansımız olmayacaktır.

      Beğen

  3. Anonim dedi ki:

    Bu konu hakkında yazmayı çok isteyip, bir yandan da cümlelerimi titizlikle seçmem gerektiğini düşünüyorum. Kadın olmak koskoca bir başlık aslında… Kadınlar tanıdım, aile büyüklerinin yanında adı saygı altında konuşmayan, konuşturulmayan..Bizler toplumda belli başlı özgürlükleri elimize almış kadınlar olarak ne kadar özgürüz, ne kadar bağımsızız o bile sorgulanabilirken, Anadoludaki ve metropollerdeki mağdur kadınları düşünmek uçsuz bucaksız bir konu..Aslında sokak ortasında öldürülen kadınları yok sayan zihniyet o kadar çok ki.. Fotoğraflamaya cesaret edip, yaşam hakkını yitirmemesi için hiç birşey yapmayan niceleri. Geçen nette bir başlıkla karsılaştım.. “Kapım acık”başlığı.. Mağdur kadınları evlerinde bir süre barındıracak kadınlar ve insanlarla ilgili bu başlık..Duyarlılık ne kadar önemli bir mevzu..Ufacık bir hamle ile neler neler değiştirebiliriz belki de..Yaşadığımız kısacık yaşam dilimimizde bu konulara eğilip, insan olmanın gerekliliklerini es geçmememiz ümidi ve umuduyla..

    Liked by 2 people

  4. Zeynep Yılmaz dedi ki:

    Kapım açık başlığını araştıracağım. Çok teşekkürler, böyle böyle çoğalacak kapısı açık olanlar 🙂

    Beğen

    1. Ms_leader dedi ki:

      Düşünürüm hep mi böyleydi, biz mi yeni farkına vardık.
      Düşünürüm, çaresi var mı, ne kadar var
      İlk kendi yapabileceklerimi sorgularım. Tamam derim evlat yetiştirirken dikkat edilecekler. Vicdan, merhamet, yaratılana değer vermek, saygı duymak, sevmeyi bilmek… Aynı tarafta durduğumuz binlerce anne hepimiz dikkat edelim kurtaralım gelecek nesli.
      Peki yetecek mi?
      Yetmez.
      Bizimle birlikte evlat yetiştiren dış dünyaya kulağı tıkalı annelerin evlatlarına nasıl yetişeceğiz… Eğitmenlerimiz ile, öğretmenlerimiz ile.. oluruna bırakmadan, risk almadan annelerin açıklarını kapatması için okullarımızın müfredatından destek isteyeceğiz..
      Diyelim ki yarını kurtardık. Yetecek mi. Bugünü ne yapacağız..Çoktan zifte bulanmış kalplerin esaretinde yaşamaya çalışanlara nasıl ulaşacağız, nasıl koruyacağız..
      Orda da kolluk kuvvetlerinden yardım bekleyecreğiz. görevinin hassasiyetini hatırlatacağız, sorumluluklarını yerine getirmediklerinde onlar da soruşturulmalı.
      Cezaların caydırıcılığını artırmalıyız belli ki caydırmıyor…

      Beğen

  5. loveandsmile dedi ki:

    Zinciri kırmak zor olsa da azmetmeliyiz. Özellikle çocuk büyütenlerimiz, etrafında çocuk olanlar vs … kalıpları bozarak yetiştirmeliyiz.
    Ülkemizdeki çoğu erkekte özgüven problemi aşağılık kompleksi var ne yazık ki 😦

    Liked by 1 kişi

  6. icimdekigalaksi dedi ki:

    özellikle son dediğiniz çok doğru. Artık bu meselenin derinine inmeli, kökten çözümler aramalıyız.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s