Sizin Bir Sosyal Sorumluluk Projeniz Var Mı?

Sizi rahatsız eden, şu konuyu bir çözebilsem, hiç olmazsa bir şeyler yapabilsem dediğiniz bir konu, alan var mı? Bir şeyleri değiştirmek, kolaylaştırmak, bir fark yaratmak için heyecan duyduğunuz?

Eğer içinizde böyle bir karıncalanma hissi varsa enerjinizi, bilginizi, birikiminizi, heyecanınızı paylaşabileceğiniz harika platformlar var. Genel adı Sivil Toplum Örgütleri (STÖ). İçinde kimler yok ki: Dernekler, vakıflar, kar amacı gütmeyen kooperatifler, kulüpler, öğrenci toplulukları, ağlar, kent konseyleri ve daha kimler kimler.

Kendinize, amaçlarınıza, önceliklerinize, tarzınıza uygun bir platform bulup hali hazırda çalışan platformlara katılabilirsiniz. Eğer etrafınızda size göre bir yer bulamadıysanız kendiniz bir platform oluşturabilirsiniz.

Genelde Avrupa ve İskandinav ülkelerinde herkesin en az bir STÖ’ye üye olduğu vurgulanır. Bu sayı bizim ülkemizde henüz istenilen sayılara ulaşamadı maalesef. (Belki de istenilen sayılardadır : ) Bu cümleyi şöyle kuralım: Ülkemizdeki katılım oranı gelişmiş ülkelerdeki kadar yüksek değil.

Ancak STÖ’ler demokratikleşmenin önemli bir unsurudurlar. Yeterince önemsenmeyen, görmezden gelinen alanlara adeta projektör tutarlar. Sesi olmayanın sesi olurlar. Bu nedenle gelişmek isteyen, kimseyi geride bırakmak istemeyen toplumların can damarıdırlar. Olmazsa olmazlarıdır. Yoklukları siyah beyaz filmler gibidir: Renksiz.

O halde renklenelim!

Başlangıç Olarak

Bir sorunu çözmek, bir şeyleri daha iyi yapmak için bir araya geliriz. Bu süreçte projelerden oldukça sık bahsederiz. Nedir proje?

Belli bir insan kaynağı, bütçe, yer, zaman kullanarak herhangi bir sorunu gidermeye, ihtiyacı karşılamaya çalıştığımız, bu amaçla faaliyetler yürüterek belli sonuçlar elde etmeye çalıştığımız bir süreçtir.

Tanımında kendini net bir şekilde ortaya koyar: Zaman, mekan, bütçe, insan kaynağı, sebebi çıkış noktası, ne yapacağı, ne istediği bellidir.

Yani kervan yolda düzülmez, belli bir planla yola çıkılır.

Önce Can, Sonra Canan

Eğer çiçeği burnunda taze bir STÖ iseniz, işe kendinizi geliştirmekten, tanımaktan, ne istediğinizi, ne yapabileceğinizi anlamaktan başlayabilirsiniz. Bu sürece kurumsal kapasite geliştirme süreci diyelim. Bu aşamada koçluk, mentorluk, uzmanlık alabileceğiniz birçok kurum, kuruluş bulunmaktadır. Bazen direkt fon kaynakları aracılığı ile bezen de uzmanları ile size yardımcı olabilirler.

Kurumsal kapasite süreçlerini biraz daha açayım: Bir projeyi tasarlamada, yürütmede kullandığımız tüm araçları, süreçleri içerir. Örneğin kendi içimizdeki kurumsal iletişim, strateji geliştirme, planlama, yeni üyeler bulma, fon kaynağı bulma, proje hazırlama, proje yürütme, projenin izlenmesi, değerlendirilmesi, projemizi tanıtma, başka kurum ve kuruluşlarla işbirliği oluşturma, lobicilik, savunuculuk, sosyal medya kullanımı… Bu destekler sayesinde STÖ artık başarılı bir şekilde projelerini ve iç işleyişini yönetebilecek hale gelecektir.

Hangi destekler var demiştik bu alanda? Örneğin:

Yeni kurulan bir STÖ olduğumuz için koçluk, mentorluk, eğitim, çalışma ziyaretleri, tecrübe paylaşımı toplantıları… kapasitemizi geliştirmemize yardımcı olacaktır.

Sonrasında kolları sıvamaya hazırız.

Canan Kısmı

Bu kısımda da asıl kuruluş amacımıza uygun gerçekleştirmek istediklerimizi nasıl yapacağımızı konuşalım.

Malum ihtiyaçlar sınırsız ancak kaynaklarımız sınırlı. Bir önceki yazıda, eğer elinizde sihirli bir değnek olsaydı veya sınırsız bir fon kaynağı ne yapardınız diye sormuştum. Bu defa soruyu şöyle soralım: Kaynaklarınız sınırlı. Gerçek hayata hoş geldiniz! Nereden başlardınız?

  • Öncelikle, kendinize şu soruyu sorun, hangi alanda çalışmak istiyorsunuz? Gerek kendiniz için uygun STÖ ararken gerekse de kendi STÖ’nüzü kurarken en önemli soru şu: Siz hangi alanda/temada bir şeyler yapmak, bir şeyleri değiştirmek istiyorsunuz?
    • Bunun için çalışabileceğimiz temaları/alanları aramızda tartışalım. Ne yapsak destek alırız bakış açısından ziyade hangi alan bizi heyecanlandırıyor, etrafımızdakilerin ihtiyaçları ne yönde bunları göz önünde bulunduralım.  Seçeceğimiz alan üyelerimizi ne kadar içerirse o denli projeleri sahipleneceklerdir. Heyecan duyacaklardır. Bu da projelerimizin başarıya ulaşma şansını artıracaktır. Düşünebileceğimiz tematik alanlar: Azınlıklar, bağımlılık, iklim değişikliği, çocuk, engellilik, göçmenler, mülteciler, hayvan hakları, kadın, şiddetle mücadele, kalkınma-yoksulluk, LGBTİ, yaşlılık, gençlik, ifade özgürlüğü…
  • Hangi alanda/temada çalışmaya karar verdikten sonra şu soruların cevabını bulmalıyız:
    • Bu konuda nasıl bir boşuk var? İhtiyaç var? Sorun nerede? Biz neye müdahale etmek istiyoruz? Ne yapmak istiyoruz? Neden?
    • Kimler hedef kitlemiz? Bu projeden kimler, nasıl etkilenecek? Paydaşlarımız kimler?
    • Bu projeden etkilenecek kitle bu konuya nasıl yaklaşıyor? Onlar bu konuda neler düşünüyor? Öncelikleri neler?
    • Daha önce bu konularda neler yapılmış? Neler eksik kalmış? Başarıya ulaşılamadıysa neden? Ne gibi sorunlarla karşılaşılmış?
    • Projeyi nerede gerçekleştirmek istiyoruz? Neden burayı seçtik?
    • Bu proje için nasıl bir insan kaynağı planlamamız var? Kimler, neler yapacak?
    • Hangi kurum ve kuruluşlar bu konuda bizimle çalışmak ister? Onlarla hangi faaliyetlerde birlikte çalışabiliriz? Kimlerle ne tür işbirlikleri kurabiliriz?
    • Bu proje için hangi risklerin olabileceğini öngörüyoruz? Bu riskleri nasıl yönetiriz?
    • Proje için hangi varsayımlarda bulunuyoruz?
    • Bu proje başka projelere de ilham verir mi?
  • Belirlediğimiz konu ile ilgili ne yapacağız? Faaliyetlerimiz ne olacak? Biz bir faaliyet mi yapmak istiyoruz yoksa bir faaliyetler dizisi mi?
    • Hibe desteği alan projeler genelde en az 12 aylıktır ve birçok faaliyet içerirler. Tek bir faaliyetten oluşmazlar. Örneğin bir kreş yaptırmak tek bir faaliyettir. Bunun için fon bulmak yeterlidir.
  • Yapmak istediklerimiz için ne kadar bir bütçe gerekiyor? Bu bütçeyi nasıl temin edeceğiz? Ortaklıklar mı kuracağız? Yoksa fon kaynaklarına mı başvuru yapacağız?
    • Gerek ortaklık arayışımızda gerekse de fon kaynağı arayışımızda tüm bu sorulara ikna edici, tutarlı cevaplar verebilmeliyiz. Yapmak istediğimiz projenin, amaçlarını, neden böyle bir projeye ihtiyaç olduğunu, bu proje ile nelerin değişmesini sağlayacağımızı tam olarak anlatabilmemiz gerek.
    • Bu sorulara cevap verdikten, öncelik alanlarımızı ve sınırlarımızı belirledikten sonra her alan için fon kaynağı bulabiliriz yeter ki projemiz güçlü bir proje olsun.
    • Fon kaynakları için hazırlanmış şöyle bir doküman var: Türkiye’deki STK’lar için Fon Rehberi. Bu dokümanda AB kuruluşları, büyükelçilikler, konsolosluklar, devlet kuruluşları, bağımsız kuruluşlar, vakıflar, özel sektör ve online kaynaklar gibi birçok kurum ve kuruluşun verdiği destekler yer almakta. Yani biz ne yapacağımıza karar verdikten sonra kimin kapısını çalacağımız kısmı kolay.
  • Bir projenin etkinliğine, performasına işaret eden önemli göstergeler bulunmaktadır. Örneğin:
    • Projenin geniş bir kitleye ulaşması, etkili, verimli, bütçe dostu ve sürdürülebilir olması.
    • Projelerde sürdürülebilirlik önemlidir. Sizden sonra proje nasıl devam edecek sorusunu cevaplandırmanız gerekir. 
    • Kaç kişiye ulaşıyorsunuz? Projeniz insanların hayatını nasıl etkileyecek? Projenin çarpan etkileri olacak mı, yani başka gelişmeleri de tetikleyebilecek mi? Bilinçlendirme, farkındalık artırma toplantıları, eğitimleri ile kimler nasıl etkilenecek? Kalıcı bir etki olacak mı?
    • Projenin çıktıları neler olacak? Bunun için hazırlanan kitapçık, broşür… gibi çıktılar. 

Yola çıkarken, projemizden bahsederken tüm bu sorulara cevap verebilmeliyiz. Cevaplarımız hem bizi hem de karşımızdakileri tatmin edebilmeli. Bu aşamaya geldikten sonra fon kaynağı bulmak da ortak da bulmak kolaylaşacaktır.

O zaman rüzgarımız bol olsun diyorum!

Umuyorum hayatlara dokunacağımız alanlar keşfeder, yeni arkadaşlılar, dostluklar kurabileceğimiz, ufkumuzu genişletecek, hem öğreneceğimiz hem de kendi birikimlerimizi katabileceğimiz ortamlar keşfedebiliriz.

Henüz bir STÖ ile tanışmadıysanız muhakkak daha fazla geç kalmadan bu eşsiz ortamı koklayın isterim.

Sözü size bırakmak istiyorum. Kendinizi yakın hissettiğiniz bir alan, STÖ var mı? Halihazırda bir STÖ’ye üye misiniz? Herhangi bir çekinceniz var mı? Bir STÖ üyesi iseniz ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz, kendinizden, yaptıklarınızdan bahsetmek ister misiniz? Yeni bir STÖ kurmak istiyorsanız biz de duyalım mı?

STÖ’leri keşfetmek için linkler:

Ufak bir sunum için buraya tıklayabilirsiniz.

6 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. okursam dedi ki:

    Örgütlenmenin, birlikte birşeyler başarabilmenin önemine değinen güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.

    Beğen

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      Teşekkür ederim : )

      Beğen

  2. Eylülada dedi ki:

    Harika bir başlık olmuş . öncelikle bu konu hakkında bir kaç zorlukdan bahsedeyim . Ülkemizde maalesef bu işi yapmak artık çok zor, insanların güveni kalmadı. körler vakfı diye dernek kurup Vali, valit yardımcıları , il milli eğitim müdürü , il derneklr müdürünü italyaya bir proje kapsamında götüren vakfın aslında İnsan kaçakçılığı yapan bir vakıf çıkmasından ve tüm kurucularının hapisde olmasından tutunda , kanser derneği kurup hırsızlık yapan , dini ( siyaset dışı yorumum ) dernek kurup insanların paralarını yiyen onca dernek varken , artık işimiz daha zor. Öncelikle insanları nasıl inandıracaz , madde madde yazayım ozmn..

    Beğen

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      Siz de konuya harika bir giriş yaptınız, dinliyoruz

      Beğen

  3. Eylülada dedi ki:

    1- Hayır / Yardım yapacağımız kişi / Kuruluş u tespit edip Yardım sever insanlarla direk muhattap etmek . Yardımseverlerin verilen paraların nereye gittiğini , yardımın % kaçının karşı tarafa ulaştığını bilmesi gerek.
    2- Dernek / Vakıf / STO nun giderlerin yardımsever paraları ile değil , dernek üye ve yöneticilerden alınması
    3- Yardım ve Proje yapıldığında haber verilmesi ve paylaşılması ( tabiki yardım yapılanların yüzleri ve bilgileri verilmeden )

    Liked by 1 kişi

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      İkinci madde ile ilgili şöyle bir gözlemim var, iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum yöntem olarak: Bağışları ve satışlardan kazanılan parayı ayrı bir hesaba yatırıyorlar. Bu para kesinlikle yalnızca projelerde, etkinliklerde kullanılıyor. STÖ’nün kendi kurumsal giderleri, üst federasyona veya uluslararası kuruluşlara ödemeleri üyelik aidatlarından karşılanıyor. Ayrıca STÖ’nün kendi içindeki ufak harcamalar için bazen üyeler arasında ufak çaplı hediye çekilişi gibi etkinlikler yapılıyor. Kırtasiye giderleri için örneğin. Burada üyelerin aidatlarını düzenli ödemeleri önemli. Para toplarken veya satış yaparken ne için kullanılacağı belirtildiyse yalnızca o amaçla kullanılıyor. Şeffaflık, hesap verebilirlik her adımda, her kurumda, her koşulda zaruri.

      Beğen

Zeynep Yılmaz için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s