İyi Toplum Yoktur’dan İlhamla

Nihan Kaya’nın İyi Toplum Yoktur kitabını okudum ve kendimi kendimle konuşurken buldum. O halde yazayım dedim.

Direkt konuya giriyorum : ) Yazarın ailelerde genel kabul olarak kız çocuklarının, kadınların hizmet etmesini anlattığı bölümdeki tespitlerini oldukça gerçekçi ve abartısız buldum. Gerçekten de bizler boş bardak kovalayıcısıyız. Çayınız bitti mi, hemen bir koşu çay koyarız. Beklenen budur.

Hatta bir sohbetten bahsetmiş. Annesi oğluna soruyor, yavrum ne yersin, ne içersin diye. Sonra da kızına “Hadi, abine kalk şunları getir.” diyor. Bu diyalog, annem ve anneannem arasında cereyan etmiş bir diyalog aynı zamanda. Annem bu durumu fark edip şöyle bir tepki vermişti:

Neden anne, abim alamaz mı? Onun elleri, ayakları yok mu? Bana neden sormuyorsun benim ne yemek istediğimi? Ben daha az mı değerliyim?

Dayım da cevap olarak: “Aman gadacım… Dert ettiğin şeye bak! Alırım ben, sana da getiririm.”

Etrafımızdaki insanlar, aslında daha çok hizmet edilenler, bu durumun bir kerelik olmadığını, defalarca, günlerce, yıllarca sürdüğünü; bir tarafın bir tarafa hizmet ettiğini görmek istemiyorlar veya göremiyorlar. Olayı sadece bir kere nezaketen biri birine servis etmiş, bundan ne olacakmış, eline mi yapışacakmış, eli mi kırılacakmış‘a indirgiyorlar. Böylelikle hem kadının emeği küçümseniyor, yok sayılıyor hem de döngü kadının emeğini sömürmeye kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta emeğin sömürüldüğü bir başka alan ise evin halkına, misafirlere hazırlanan sofralar. Genelde bu sofralarda erkekler birbirlerine yakın ve masanın bir ucuna otururlar. Kadınlarsa, mutfağa yakın, kolay girip çıkacakları yere otururlar. Bu sofralarda roller dağıtılmıştır: Kadınlar hizmet eder; evin erkeklerine, misafirlere.

Ben de tam olarak böyle bir örnek paylaşmak istiyorum:

Bir erkek arkadaşımın evine akşam yemeğine davetliydim. Yemeğin hazırlandığı ve sofranın kurulduğu bir saatte oradaydım. Hem evdeki anne, abla ile sohbet ediyor hem de bir yandan onların hazırladıklarının masaya yerleştirilmesine yardım ediyordum. Dikkat ettim arkadaşım babasıyla, 13-14 yaşlarındaki erkek yeğeni ile salonda oturmayı, onlarla sohbet etmeyi tercih etmişe benziyordu. Şaşırdım elbette. Sonra masaya yemekler geldi. Erkekler hemen oturdular. Kadınlar hala ayakta mutfaktan bir şeyler taşıyordu. Akabinde oturan erkeklere hemen yemekler servis edildi. İşin ilginci kadınların masaya oturmasını bile beklemeden erkekler yemeği soğutmadan yemeğe başlamışlardı. Madem erkektiler, madem oturmuşlardı, madem ilk onlara yemek konmuştu, madem yemek soğumasındı… Sonrasında masadan kalkıp, çaylarımızı içmek üzere koltuklara geçtik. Ben yaşça evin en genç kadını olmamdan mütevellit, gözlerim boşalan bardakları kovaladı istemsiz. Misafir olsam bile. Rahatsız hissettim, hem böyle hissediyor olmaktan, hem de evin gerçeğinin bu olmasından.

Ne kadar absürt bir durum değil mi böyle açıkça yazınca. Ama alıştığımız, içine doğduğumuz düzen bu. Belki içinde olduğumuz için kanıksadık ve bunu yadırgamıyoruz. Belki hala birilerine yeterince absürt görünmüyor. Ama burada bir eşitsizlik, adaletsizlik var.

Bir keresinde kahve sohbetimiz sırasında yengem bir genç kadından bahsediyordu. Bekar birilerine düşündükleri bir genç kadın belli ki. Bir evde kadını gözlemleme fırsatı olmuş, anlatıyor: “Öyle güzel masa siliyordu ki…” Abartmıyorum bunu duydum. Annem de “Yaa…” gibisinden onaylayıcı bir şeyler söylemişti. Ve şöyle demiştim hiç çekinmeden: “Farkında mısınız bir insanı ne üzerinden değerlendirdiğinizin? Ne düşünür, ne yapar bunların yerine nasıl temizlik yapıyor, buna göre kadını değerlendiriyorsunuz!” Şaşırdılar, sonra da “Haklısın” der gibi oldular. Kem küm, akabinde amalar…

Kendini modern, ileri görüşlü hisseden ailelerin bile aynı yanılgısı vardır: Evin işini kadınlar yapar. Olsa olsa erkekler işlere yardımcı olurlar. Hatta bununla ilgili çok yerinde bir fıkra vardır. Kendi kızına damat yardım ederse iyi, oğlu gelinine yardım ederse kötü olur:

İki kadın çocuklarının evliliklerinden bahsediyorlarmış. Bir tanesi anlatmaya başlamış: “Benim bir damadım var, maşallah kızımın bir dediğini iki etmez. Ev işlerine yardım eder. Kızım yemek yapmadı mı hiç sorun etmez, dışarda yemeğe çıkarlar. Kızım gönlünce alış veriş yapar. Damattan yana çok şanslıyım.” Bir de bir gelinim var sorma, der. “Doğru dürüst temizlik yapmaz, hep ister ki oğlum ona yardım etsin. Bir de yemek pişirmez, iki de bir dışarda yemek ister. Alış veriş yapar, tutumlu değil. Bilmiyorum ne olacak. Oğlum çok şanssız.”

İş yerinde de aynı manzaralar olur. Birinin yaş günü kutlanacaktır, pasta alınır. Pastayı kesmek, dağıtmak için hemen kadınlara yer açılır. Erkekler çoktan masalara dizilmişlerdir. Kadınlar tarafından tabaklara konan pastalar yine kadınların aracılığı ile erkeklere servis edilir. Belki erkekler kalkarken plastik tabaklarını alır ve çöplere atarlar. Ama muhtemeldir, etkinlik yapılan alanın tam tamına temizlenmesi, oranın alındığı gibi bırakılmasında görev almazlar.

Günlük hayattaki sömürünün sonu yok gibi. Biz de tam olarak buralardan başlamalıyız bence. Elbette alışılagelmişin dışına çıkmanın, konfor alanından çıkmanın vereceği rahatsızlığı hissedeceğiz ama bir şeyler de böyle değişecek. Daha çok farkına vararak, bir şeyleri daha çok sorgulayarak. Ve düşüncelerimizi uygulama cesareti göstererek.

Bu çok fark eder mi? Evet fark eder. Çünkü tarlada, evde çalışmak için yıllardır geri bırakıldık. Birilerinin evdeki işleri yapması gerekiyordu. Bunun için kadınlar seçildi. Okula gidemediler. Evde annelerine yardım ettiler, kardeşlerini büyüttüler. Okula gidemedikleri için işe girip çalışmak erkeklerin görevi oldu. Kimilerine rahatlık gibi görünse de, parası olan düdüğü çaldı. Para kazanan, söz hakkına sahip oldu. Oy kullandı, kanunlar yaptı. Bir anda karar verici oldu. Evde hiyerarşi üretti. Evin reisi erkek oldu. Kadın özgürlüğünü yitirdi. Kendi kararlarını veremedi. Kendini gerçekleştirecek araçlara sahip olamadı. Neden en iyi aşçılar bile erkekler diye soruldu. Sanki kadınlar erkeklerden daha az becerikli veya daha az zekiymiş gibi muamele gördü. Nedeni bu işte. Erkeklerin evin dışına çıkıp kendilerini geliştirecek, istediklerini yapacak, yaratıcılıklarını gösterecek alanları ve fırsatları oldu. Kadınlar evlerde kaldılar. O evde mutsuz olduğunda dahi kendine çıkış yolu bulamadı. Eşitlik büsbütün bozuldu. Bu da şiddeti doğurdu. Bu bir kısır döngü işte. Bizim bu döngüyü kırmamız gerekiyor.

Siz neler yaşıyorsunuz? Fark ettiğiniz, kendinizi içinde bulduğunuz durumlardan örnek verir misiniz? Sorguladığınızda ne hissediyorsunuz? Değiştirmek için neler yapabiliriz? Paylaşır mısınız görüşlerinizi?

Okuma Önerileri

  • İyi Toplum Yoktur, Nihan Kaya
    • Kitabın başlığını görünce kitaba vuruldum: “Günlük Hayatta Toplumun Bireyi İstismar Biçimleri”. Bu tür toplumsal konuları ağdalı bir dil kullanmadan, günlük, yaşamdan örneklerle anlatan kitapları anlaşılabilir ve okuyucuya ulaşabilir olmasından ötürü ayrıca beğeniyorum. Bu kitap da onlardan biri. Bu nedenle oldukça rahat okunuyor. Ancak kimi yerlerde konuyu araştırıp, bu konularda derinleşmek isteyenler için akademik jargonun, terminolojinin kullanılması da iyi olabilirdi.
    • Kitap iki bölümden oluşuyor. Birincisi İyi Tören Yoktur, ikinci ise Başkaları İçin Yaşamak. Ancak bu bölümlere yazılar öylece serpiştirilmiş gibi. Alt başlıklar arasında konu bütünlüğünü sağlayacak ve pekiştirecek bir sıralama yer almıyor. Bu yüzden okurken konudan konuya, fikirden fikre atlanmış gibi.
    • Yazarın kimi yerlerde hissedilen siyah beyaz ayrımları ve yargılayıcı bir dili var. Bir geri adım atarak konuya biraz daha geniş açılardan bakması daha kapsayıcı olabilirdi.
    • Ancak seçtiği konular, farkındalığımızın artması, bir silkelenip kendimize gelmemiz bakımından oldukça yararlı. Yazarın emeğine, kalemine sağlık!
  • Kadınların Köleleştirilmesi, John Stuart Mill
  • Kadının Görünmeyen Emeği, Gülnur Acar Savran
  • Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. loveandsmile dedi ki:

    Ah ahh… tam benlik bir yazı…
    beni çok sinirlendiriyor bu durum… ve maalesef evliliğimde bu konuda çok daralıyorum. Çünkü ben bir ” gelin” im… ve daima çayları takip etmeli, fazla konuşmamalı, aman arıza çıkartmamalıyım, eşim ailesinin yanında iş yapmaktan çekinir….. oysa erkek kadın eşitliği konusunda feciyim ama bastırmak zorundayım .yine d e göze batıyorum tabi. şükür ki eşim o kadar koyu değil ama onunla da cebelleştiğim zamanlar oluyor..
    oğlumu yetiştirirken küçükllğünden beri iş yaptırıyorum, kadın erkek , saygı konusunda elimden geleni yapmaya çalışıyorum..
    anne babalara öğretmenlere herkese çok iş düşüyor..

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s