Bal’ı Sahiplenme Hikayem

Hani derler ya hikayeler hep böyle başlar diye; ya şehre yeni biri gelir ya da biz bir şehre gideriz. Tam olarak öyle oldu.

Geçtiğimiz Ekim ayında Sapanca’ya bir iş gezisine gitmiştik, 3-4 gün otelde konaklamalı bir eğitim programıydı. Otel, ormanın içine yerleştirilmiş, huzurlu, konforlu bir spa oteliydi. Eğitimlerden sonra yürüyüş yapmak, dinlenmek için bize bolca zaman kalıyordu. Bu bakımdan uzun zamandır özlediğim bir tatil olacaktı benim için, manzara ve sessizlik de videolarımı çekmek için iyi bir fırsat olacaktı.

Tatilimiz, eğitimimiz, gayet güzel başladı. Hava mis gibi. Otel konforlu, yemekler lezzetli, arkadaşlarla olmak ayrıca keyifli. Genelde eğitimden sonra uzun yemek araları oluyordu, biz de fırsat bilip ormana yürüyüşe çıkıyorduk.

Günlerden bir gün, gittiğimizin ikinci günü, kaldığımız otelin önünde dolaşan tasmasız bir cocker dikkatimizi çekti. Sahipsiz olamayacak kadar bir cocker’dı 🙂

Kim ne tarafa yürüyorsa, Cocker onun peşine takılıyordu. Onu izlerken adeta biz yoruluyorduk. Birileriyle ormana çıkıyor, başka bir grupla otele dönüyordu.

Ufaktan meraklanır olmuştuk. Kimdi bu köpek? Sahipsiz miydi? Neden sahipsizdi? Çünkü belli ki bir ‘sokak köpeği’ değildi, sokakta doğmamıştı.

Otel görevlilerine sorduğumuzda Cocker’ı yalnızca birkaç gündür gördüklerini söylediler. Bir başkası 5-6 ay önce de bu köpeği buralarda gördüğünü söyledi. Parçaları birleştirip anlamlı bir hikaye çıkarmaya çalışıyorduk ama büyük parçalar eksikti.

Cocker pek bakımsız da durmuyordu. Acaba bir sahibi var mıydı? Yine de tüyleri biraz uzamış, yer yer karışıp ‘kıtık’ olmuştu. Patileri tertemizdi.

Bir seferinde otelin önünde birkaç kişinin onunla ilgili konuştuğunu duymuştum.

Bu adamlar seni alıp götürecekler, satacaklar!

minvalinden bir şeydi. Hiç iyi hissetmemiştim. Ne oluyordu?

Bir gün yine yemek sonrası orman yürüyüşüne çıkmıştık. Derken Cocker ormanın içinde bize eşlik etti. Beraber yürüdük, gezindik. Ormanda başka bir arkadaş grubumuzla karşılaştık. Yana yakıla bu Cocker’ı arıyorlarmış, kaybolduğunu düşünüp endişelenmişler. Meğersem ormana o grupla çıkmışmış, onları bırakıp bize, bana eşlik etmeyi seçmiş 🙂 Bunu görünce arkadaşlarım; “Birisi bu köpeği sahiplense ne güzel olur. Burada kalırsa perişan olur bu köpek. Acaba sen mi sahiplensen? Evet dersen hepimiz yardımcı oluruz.” dediler. Benden de olumsuz bir ses çıkmayınca bana biraz “Ayy ne güzel olurdu!” diye ısrar ettiler. Ben de “Olabilir.” demiş bulundum 🙂 Hepsi bu kadar.

Sonra kendi içime dönüp: Ne dedim ben? Ne karar vermek üzereyim? Yoksa sahiden sahiplenecek miyim? O köpek, bu köpek mi?

Uzun zamandır bir köpek ev dostum olsun istiyordum. Bunun için bir sene önce NeoSkola’dan Tarkan Özvardar’ın Köpek Eğitimi: Dostunuzla Anlaşma Kılavuzu eğitimini de almıştım. Zaman zaman arkadaşlarımın köpeklerini, Mio ile anlaşırlar mı diye evimize de davet etmişliğim vardı. Kendimce bir hazır bulunuşluğum vardı. Büyük bir karar olcaktı. Hazır mıyım? O an bu an mı?

Sonra Coker’ın çipi var mı, ne durumda, kayıp ilanı var mı diye veterinere götürdüm. Muayenede sağlıklı ve çipsiz olduğunu ve kendisi için herhangi bir kayıp ilanının olmadığını öğrendim. Sahiplenilmeye hazır gibi duruyordu.

O gün veterinerden bir tasma alarak çıktık. Artık birlikteydik.

Ankara’ya dönüşümü trenle yapmayı planlıyordum. Bu durumda ilk iş biletimi iptal ettim. Arkadaşlarımın yardımıyla şimdi adı Bal olan dostumu Ankara’ya getirdik. (Gökhan’a kocaman teşekkür, kapımıza kadar bize eşlik etti. Kendisi tecrübeli bir baba.)

Hikayemiz böyle başladı.

Sonrası için şunu söyleyebilirim:

Sokaktan sahiplendim 1 tane, eve getirdim 9 tane. Bu nedir?? Baaal 🙂

Bal meğersem yalnızca bize eşlik etmek için ormana çıkmıyormuş. Kendi türleri ile de sosyalleşiyormuş 🙂

Memeleri bayağı belirginleşip şişince ve birkaç kilo alınca Bal’ı veterinere götürdüm. Yalancı gebelik olabilir dediler. Bunu duyunca biraz hayal kırıklığı hissettiğimi hatılrıyorum. Bebişlerin gelebilecek olması, böyle bir sürece şahitlik edecek olmak benim için muazzam olabilirdi diye içimden geçirmiştim.

Dileklerim ne de hızlı gerçekleşir : ) Meğersem Bal sahiden gebeymiş. Doğuma bir hafta kala, başka bir sebepten veterinere gitmiştik, gitmişken ultrason çektirip bu yalancı gebeliği bir netleştirelim istedik. Bu ultrasonda 3 bebiş göründü. Evet, Bal gebeymiş hem de ileri gebeymiş.

Köpekler meğersem 58-63 günde doğum yaparlarmış. Bal’ı da sahipleneli neredeyse 50.gün olmuştu. Hazırlıklara başladık.

Bir akşam Bal her zamankinden hem daha sakindi hem de daha huzursuzdu. Odada sürekli bir yerleri kokluyordu. Doğum yapacağı yeri arıyor gibiydi.

Sonra bir aralık onun için hazırladığımız odaya geçti. Bir süre sesi çıkmayınca “Dur ben bir Bal’a bakıyım.” dedim.

Bal’ın yanına gittiğimde Bal ilk bebişi doğurmuş, bebişi bir gayret yalıyordu.

Aah ne akşamdı! Ultrasonda 3 bebek görünmüştü, daha fazla olacağını bekliyordum. Ama bu kadar olacağını da beklemiyordum 🙂

17 Artalık’ta Bal’ın bebeklerini saydık –kucağımıza almadık 🙂

Bal’ın birbirinden güzel 8 yavrusu oldu. Çok hızlı bir şekilde anneanne olmuş oldum ben de 🙂

Heyecanlar heyecanlar … Şimdi bu satırları yazarken 20. günümüzdeyiz. Bebişlerin gözleri açıldı. Ayakları üzerinde durabiliyorlar. Yürüyebiliyorlar. Sesleri gür 🙂

Çoook tatlılar. Görseniz aklınız gider.

Ben de bir yandan harıl harıl okumalar yapıyorum. Hem Bal için hem de bebekler için: Nasıl bakmalı? Nasıl eğitmeli? Nasıl bir ortam sağlamalı?

Mesaisi bol, keyifli bir süreç.

Demem o ki, 8 bebişimiz var : )

Umuyoruz ki; bebişler ilk iki ay anne sütü ile beslenecekler. İki ayın sonunda bebişleri kendilerine çok iyi yuva olacak kişilere sahiplendirebileceğiz.

İlgilenirseniz, bu heyecanı yaşamak, bir ev dostunuz olsun isterseniz haberleşebiliriz.

Bu yazının hemen akabinde bir köpek ev dostu sahiplenme kararını verirken göz önünde bulundurulması gerekenler ve köpek bakımı ile ilgili kritik bilgileri aktaran bir yazı paylaşacağım.

Bir yaşam değişikliği 🙂

Bekleyin, geliyor 🙂

Yorum bırakın