Bir söz var: Gördün deli, dön geri!
İlişkide öyle kırmızı bayraklar var ki, çoğumuz bunları tolere etmeye programlıyız. Bu sebeple hiç başlamaması gereken bir ilişkiye başlayıp o ilişkide aylarca, yıllarca kalabiliyoruz. Hatta ilişkiyi daha da sonraki aşamalara taşıyabiliyoruz. Oysa, bazen ve birçok zaman, en iyisi, hiç başlamamak.
School of Life’ın youtube kanalında The Mistake 90% of People Make in Dating (Flörtte %90’ımızın Yaptığı Hatalar diye çevirebilirim) videosunda çok komik ve naif bir şekilde anlattığı gibi, ilişkiler ille de zorlamamız gereken, sancılı, mücadeleci karşılaşmalar olmak zorunda değil. Bu tutumu romantik filmlerden, edebiyattan almış olabiliriz ancak gerçek hayatta ne kadar kolay o kadar keyifli düsturunu edinebiliriz.
Nedir bu kırmızı bayraklar? Ne olursa o ilişkiye başlamamalı veya ilişkiden çıkmalı? Tek kelime ile cevap verecek olsam “karşılıksızlık’ diyebilirim.
- Karşılıklılık olsun. İlgi, merak, istek karşılıklı olsun. Eğer arzu duyduğumuz kişi bize karşı ilgisiz veya soğuksa, hemen orada bırakalım. Kimseyi ikna etmeye, kimseye kendimizi beğendirmeye gerek yok. Beğenen beğenir, isteyen ister. Kolay olsun, bizim olsun. Kimseyi tavlamıyoruz, kimsenin peşinden koşmuyoruz. Zamanımız kıymetli.
- İhtimaller için orada kalmayalım: Terapiye gidip de iyi hissetmeye başlarsa, duygusal olgunluğa erişirse, çocukluk mevzularını çözerse, bağlanma problemleri de cabası, yeterince emek verirse, mevcut ilişkisinden ayrılırsa, severse, hoşlanırsa… Olsa ile bulsa bir araya gelse demişler… Yani buralarda bekleme yapmayalım. Zamanımız, enerjimiz, kendi iyi hissetme halimiz kıymetli. Olmuşunu bulalım.
- Eğer ilgilendiğimiz kişi bir ilişki kurmaya isteksizse orada kalmayalım. Onu tekrar sahalara dönmeye ikna etmeye çalışmayalım. İstekli, gönüllü, enerjik olan bizimle olsun.
- Zamanı illa ki vardır, zamanı yoksa demeyeceğim. Onun yerine zaman ayırmaya gönlü yoksa hiç oralarda kalmayalım.
- Buluşmak bir dertse; sürekli ertelenip yeni bir tarih ayarlanıyorsa, ama sor neden görüşemiyoruz durumları varsa buralarda hiç kalmayalım.
- Eğer hoşlanıp hoşlanmadığı ile ilgili kafanız karışıyorsa, kendinizi sürekli onun yaptıklarını yorumlarken, anlamaya çalışırken buluyorsanız burada kalmayalım. Mel Robbins’in Bırakınız Yapsınlar kitabında rastladığım şu deyiş hoşuma gitmişti; birisi sizden hoşlanıyorsa bunu anlarsınız, hoşlanmıyorsa kafanız karışır.
Karşımızdaki bizim olduğumuz kadar hevesli değilse; görüşmeyi, buluşmayı, tanışmayı, kaynaşmayı, birlikte olmayı bizim kadar istemiyorsa burayı hiç zorlamayalım. Hiç inatlaşmayalım : ) Herkes herkesi isteyecek, beğenecek, sevecek diye bir şey yok.
Kendi zamanımızın, enerjimizin kıymetini bilelim. Hevesli, istekli olanla deneyelim.İlişki bir kovalamaca değil içinde huzurlu hissettiğimiz, eğlendiğimiz, rahatladığımız tatlı bir akış olsun.
O zaman renk dans : )
Sizin paylaşmak istediğiniz kırmızı bayraklar var mı? Ne olsa orada hiç durmam dersiniz? Öğrendiklerinizden, gözlemlerinizden bir kuble paylaşabilirseniz : )