Ağız ve Diş Sağlığı İçin Notlarım

Çocukluğumdan beri düzenli olarak diş hekimine giderim. Ne şimdi ne de çocukken dişçiye gitmekten hiç korkmamışımdır. Sanırım bunda diş hekimlerimin aynı zamanda kuzenlerim olmasının payı büyük.

Ama buna rağmen, yani düzenli muayenler ve tüm özenime rağmen işlem yapılmış (dolgu, kanal, implant) bir sürü dişim var. Bu yüzden “Neden?” sorusunu bolca sormuşumdur. Mümkün olan tüm tavsiyeleri de doktorlarımdan almaya çalışmışımdır.

Bu yazıda bugüne kadar biriktirmiş olduğum bu bilgileri paylaşmak istiyorum. Çok düzenli bir hastanın notları kabul edin bu yazıyı 🙂

  • Öncelikle belki sizin de benim gibi özenli olmanıza rağmen bir sürü dolgulu, kanal tedavili dişiniz vardır. Muhtemelen genetik yatkınlığımızla alakalı. Diş hekimim şöyle derdi “Gerekli müdahalayi yaptık, çok sağlıklısın!”. Önemli olan gerekliyi tedaviyi yaptırmak. Canımızı sıkmaya gerek yok:)
  • Biz çocukken dişlerimiz çürümesin diye ekstra bir şey yapılmıyordu. Hatta belki çoğumuzun anne babasının da diş fırçalama alışkanlığı yoktu. Örneğin ben dişlerimi fırçalamadan yatmış olsam, annem beni kaldırıp “Dişlerini fırçala öyle yat!” demezdi. Ama şimdi ebeveynler daha bilinçli sanırım. Diş fırçalama alışkanlığının üstünde duruyorlar.
  • Diş ve ağız temizliği: Bir keresinde kuzenim sormuştu ” Eskiden bu denli ağız bakım ürünleri yokken dişlerimiz daha az çürürmüş. Neden?” . Çok güzel bir soruydu.
    Bugünlerde çok daha fazla asidik ürünler tükettiğimizi söylemiştim ama aradığı cevap bu değildi. Siz düşündünüz mü? Söylüyorum: Ağız bakımında asıl temizlik mekanik temizlikmiş. Örneğin sert meyve, sebzelerin (havuç, elma, turp gibi) katur kutur yenmesi ile dişlerin mekanik temizliği sağlanabiliyormuş. Şimdilerde ise beslenme şeklimiz daha çok fastfood ve işlenmiş gıdalar, yumuşacık hamburgerleri düşünün, olduğu için dişlerimizin mekanik temizliği yeterince yapılamıyormuş.
    • Biz bu mekanik temizliği diş fırçalayarak yapıyoruz. Günde iki kere dişlerimi fırçalıyorum. İkiden daha fazla veya az fırçalamamaya özen gösteriyorum.
    • Diş macunlarının üzeründe yaklaşık dört dakika fırçalamak tavsiye ediliyor. Dört dakika biraz uzun gelirse şöyle pratik bir yöntem de var: Dilimi dişlerimin yüzeyinde gezdiriyorum. Eğer pütür pütür geliyor yeterince kayganlık hissetmiyorsam biraz daha fırçalıyorum, bu kayganlık hissi önemli.
    • Asitli şeyler yiyip içtikten hemen sonra diş fırçalamamaya özen gösteriyorum. Asit diş minesini yumuşatacağı için hemen fırçalayınca diş yüzeyine zarar vermekten endişe ediyorum.
    • Bol şekerli yiyeceklerden ve benzer şekilde alkol aldıktan sonra isedişlerimi olabildiğince kısa sürede fırçalamaya özen gösteriyorum.
    • Diş Fırçası: Tavsiyelerini sorduğum diş hekimlerim diş fırçası seçimi için reklamlardaki gibi şu markayı çok tavsiye ediyorum demediler. Ama prensip olarak nasıl bir fırça seçmem gerektiği konusunda fikir verdiler.
      • Diş etimize göre uygun sertlikte-yumuşaklıkta olmalıymış. Ne diş etlerimizi hırpalayacak kadar sert ne de temizlik yapamayacak kadar yumuşak olmamalıymış.
      • Diş fırçamı rahat ulaşabildiğim ama gözü kapalı bir dolapta saklıyorum. Böylelikle banyonun neminden, tuvalet sifonundan korunaklı bir şekilde mümkün olduğunca hijyenik ve pratik olmaya çalışıyorum.
      • Diş fırçamı aşırı derecede yıpranmadan değiştirmeye özen gösteriyorum. Altı ayda hiç yıpranmamış oluyor doğrusu. Ama mikroorganizmalar çok birikmeden altı ay bir sene arasında değiştirmeye çalışıyorum.
      • Hem yeni nesil elektronik diş fırçası hem de geleneksel olanı kullanıyorum. Elektronik olanı kullanırken dişlerime fazla bastırmamaya özen gösteriyorum.
    • Diş Macunu: Reklamlardaki gibi diş macununu fırça boyunca sürmüyorum. Hatta nohut kadar da değil mercimek kadar sürüyorum. Asıl önemli olanın diş fırçası ile iyice fırçalamak olduğunu düşünüyorum, diş macunu ikincil önemde. Diş macunlarının fazlaca kimyasal içermesinden hoşlanmıyorum. Paraben ve fazlaca florür içermeyen diş macunları tercihim. Hatta kendi diş macununu yapmak da oldukça iyi bir fikir olabilir. Tarifleriniz varsa lütfen paylaşın 🙂
      • Eğer diş macununuzu kendiniz yapacaksanız portakal, nane, lavanta, karanfil ,limon, kekik, fıstık, çay ağacı, manuka, kanuka yağlarından bir karışımı diş macununa eklemenizi tavsiye ederim. Diş etlerinizin güçlenmesi, çürük ve diş taşı oluşumunu engellemesi bakımından eter yağlarına güveniyorum.
      • Diş macununu satın alırken içeriğini kontrol edin. Paraben içermemesine ve mümkün olan en az seviyede florür içermesine özen gösterin.
    • Diş İpi/Ara Yüz Fırçaları: Dişleri fırçalamak ağız temizliği için yeterli olmuyor. Fırçaladıktan sonra diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanarak diş aralarını temizlemeye çalışıyorum. Fırçalamanın yetmediğini ancak diş ipi kullanınca anlıyorsunuz 😉
    • Dil temizleyici: Dil yüzeyini diş fırçası ile temizlemek biraz rahatsız edici bir his veriyor ancak dil temizleyicileri ile bu sorunu hissetmiyorum. Olmazsa olmazım değil ama evde bulunmasından memnunum. Özellikle bolca çay, kahve tüketen biriyseniz dilinizin boyandığını fark etmişsinizdir belki. Bu bakımdan işe yarıyor. Daha ferah bir nefes için dil yüzeyini mümkün olduğunca temiz tutmak akla yatıyor.
    • Ağız Çalkalama Suları: Diş fırçalamak tek başına yetmiyor çünkü fırça her yere yeterince ulaşamıyor. Ancak ağız çalkalama suları da bu aralar cep yakıyor. Acaba kendi solüsyonumuzu hazırlayabilir miyiz? Örneğin bir bardak suya eter yağlardan hoş bir karışım (Bu yağlar ağız bakımı için ideal olabilir: portakal, nane, lavanta, karanfil ,limon, kekik, fıstık, çay ağacı, manuka, kanuka yağları ) hazırlayıp birkaç damla damlatsak, bu suyla ağzımızı çalkalasak nasıl olur? Bu yağlar ağzın asit-baz dengesini düzenlemeye, yumuşak ağız dokularındaki kan dolaşımını artırmaya yardımcı olacaktır.
    • Diş taşları da nefesin kötü kokmasına sebep verebiliyor. Çok sık olmamakla beraber diş taşlarını temizletmek yararlı olacaktır.
  • Senede bir kez diş hekimine gidip muayene olmak iyi fikir olacaktır.
  • Çok fazla çay, kahve tüketmekten dişlerimizi istediğimiz beyazlıkta tutmak zor oluyor. Diş hekimlerine beyazlatma işlemini sorduğum zaman bazıları tavsiye etmekte bazılarıysa beyazlatmaya daha mesafeli yaklaşmakta. Öncelikle beyazlatma işlemi oldukça maliyetli. Yaklaşık iki bin liranın üstündeydi sorduğum zaman. Yani merak edenler için üçyüz beş yüz değil, en azından bir fikir vermesi bakımından paylaşmak istedim fiyatı. Konuyu dağıtmadan neden mesafeli olduklarından bahsedeyim. İşlem dişlerin o kendine has şeffaflığına zarar veriyormuş. (Yaptıranlar üzülmesin:) Mümkünse vermesinmiş 🙂 Ayrıca dişleri boyayan ürünleri tüketmeye devam edeceğimiz için dişlerimiz tekrar sararacaktır. Eğer görüntüsünden çok çok şikayetçi değilsek beyazlatmayı düşünmeyebiliriz. Dahası hepimizin kendimize has bir diş rengimiz var, bembeyaz olacak diye bir şey yok. Ne kadar ikna ediciyim değil mi 🙂
  • Değil gazozu dişlerimle açmak, yapan var mı dediğinizi duyar gibiyim, fındık, fıstık gibi şeyleri dişlerimle kırmak aklımın ucundan geçmez. Hatta dişlerimi yiyecekleri sindirmeme yardımcı olmaları dışında hiçbir şekilde kullanmam. İpi kesmekmiş, şuymuş, buymuş..Hiç tavsiye etmiyorum.
    Hatta ön dişlerim çekirdek çıtlamaktan hafif aşınmış olabilir. Artık onda bile dikkatliyim.
  • Hali hazırda bir dişim simit yerken kırılmıştı. Simit yerken diş kırılır mı, kırılmaz bence de. Onun kırılacağı varmış. Kanal tedavili bir dişti. Kanal tedavisi yapılan dişler sinirlerden beslenemediği için uzun vadede güçsüzleşip kırılganlaşabiliyormuş. İlla ki kırılacak diye bir şey yokmuş ama benimki kırıldı işte. Bu arada diş hekimlerim affetsin, umarım doğru anlamışımdır 🙂
    Bu nedenle kanal tedavisi veya implant gibi işlem yapılmış dişlerime biraz daha fazla özen gösteriyorum. Çok sevdiğim patlamış mısır ve beyaz leblebi yerken ekstra dikkat ediyorum. Biraz sert bir parça denk gelirse, hiç tereddüt etmem çıkarırım 🙂
  • Ağrıyan, fazlaca kamaşan bir dişim olursa geçsin diye zamana yaymam, ne olur ne olmaz der kontrole giderim. Bu tavsiyeyi diş hekimimden duymayı tercih ederim. Kendi kendime risk almak istemem.
  • Az çoğa gitmesin. Belki dolgu ile kurtarılacak bir disiniz ihmal sebebi ile daha fazla curuyebilir, kanal tedavisi derken dış çekmeye kadar gidebilir.
  • Muayene notlarımı bir excelde tutuyorum. Bu biraz kulağa ilginç gelebilir ama faydasını görüyorum 🙂 Özellikle diş filmlerimi kendi klasörümde de saklamayı tercih ediyorum. Bazen acil bir durumda başka bir hekime görünmem gerekirse filmime kolaylıkla ulaşmak bana yardımcı oluyor. Tekrar tekrar çekinmeme gerek kalmıyor böylelikle.
  • Eğer doktorunuz diş teli takmanızı tavsiye ediyorsa, hangi yaşta olursanız olun, takamayacağınızı, bunun için geç kaldığınızı düşünmeyin. Her ne kadar alışana kadar zorlanacak olsanız da eminim sonuçtan memnun kalacaksınız. Hekiminize güvenin, imkanlarınız elveriyorsa ertelemeyin.

Umuyorum notlarım sizdeki bazı soru işaretlerine cevap olur, unuttuklarınızı hatırlatır. Özellikle diş hekimi arkadaşlarım sizden yorum ve tavsiyelerinizi bekliyorum. Eksik çoktur ama umarım yanlış yoktur. Topu size atıyorum, değerli katkılarınızla eksikler azalsın 🙂

Bu arada paylaşmadan duramayacağım ağız ve diş sağlığında da teknolojideki gelişmeler parmak ısırtıyor. Son muayenemde porselen dişim 3D yazıcıda tarandı. Çok havalı değil mi 🙂

Sağlıklı günler hepimize!

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Ferit dedi ki:

    Çok faydalı bir paylaşım olmuş..
    Teşekkürler…

    Yalnız ben diş ipini dişleri fırçalamadan sonra değil önce kullanıyorum; çünkü sonra yapınca o bölüm fırçalanmamış gibi oluyor.
    Birde belki yanlış bilinen doğrulardandır ama bence sadece alkol(içki) alınmışsa dişlere zarar vermez; çünkü içindeki alkölün temizleyici, dezenfektan özelliği vardır.

    Beğen

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      🙂 Yorumunuza bayıldım. Demek istediğinizi çok iyi anladım, önce dış ipiyle temizliyorsunuz ki fırça oraya ulaşsın.
      Diger konuda alkol bir tür şeker olduğu için böyle bir tavsiye almıştım. Şimdi bir kimyager arkadaşıma sordum alkolün dezenfeksiyondaki etkisi için şöyle bir açıklama getirdi: Alkol tek başına dezenfekte etmez, çözücü olma özelliğinden ötürü dezenfekte eden bir şeyle birleştirilir.

      Beğen

  2. Ferit dedi ki:

    Hım!… Evet, Alkol konusunda kimyager arkadaşınızın söyledikleri daha doğru gibi…
    Alkol tamamen şeker midir bilmiyorum kalorisinin yüksek olduğunu okumuştum, bu da şekerle ilgisinden olabilir…
    Tekrar teşekkürler…

    Liked by 1 kişi

  3. Nihat Sahin dedi ki:

    Çok sağol değerli Gıda Uzmanımız… Ama Diş konusunda bizim yaşlardakiler için bir 25-30 yıllık geç açıklama yaptınız… Yada biz sizi bekleyemedik… yaş hızla ilerledi..!! Gençler için mükemmel tavsiyeler… Dikkatle okumalarını ve uygulamalarını tavsiye ediyorum..

    Liked by 1 kişi

    1. Zeynep Yılmaz dedi ki:

      Nihat abi çok teşekkür ediyorum yorumun icin 🙂
      Yine de hepimizin için geçerli, az çoğa gitmeden düzenli muayene, bakım 😉😉

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s